Paylaşımlar

Evlilik ve üç soru - Korkut Keskiner

EVLİLİK VE ÜÇ SORU

 

Sanırım ilk olarak İtalyan bir arkadaşıma anlatmıştım. Walkman’inde Coşkun Sabah dinleyen bir İzmir levanteniydi. Evlenmeyi düşünüyordu. Ve bana mutlu evliliğin sırrını sormuştu. O zamanlar, yani 10 yıl önce, çok popüler olan erkekadam.com’da bu konuda bir yazı yazmıştım, ve okumasını önerdim. Erkeklere hitap eden bir mecrada, erkeklere hitaben yazılmış bir yazıydı. Aşağıya kopyalıyorum:

 

Mutlu evli çift vardır. Biz mutluyuz. Beş yıla geliyoruz, ve evli ve çocuklu olanlar bilirler, birinci ve sonra ikinci çocuk bunalımlarını da aştık ve gün geçtikçe birbirimizi daha çok seviyoruz. Kritik olan ve burada tartışmak istediğim şu: Sadece birbirimizi daha çok seviyor olmamız bizi mutlu tutmaya yetmez ve ikimiz de bunu biliyoruz.

 

Öncelikle şunu kabul etmek lazım. İnsanlar yanlış insanlarla evleniyorlar.

Bu Seyahate Neden Çıktım ?

Yüreğinin sesini izleyen bir idealist, Sadun Boro.. Şikayet etmemiş, keşke dememiş, yüreğinin götürdüğü yere gitmiş bir deniz, yelken aşığı.. Çoklarına yaşamı ile örnek olmuş, cesaret vermiş.. Dünya seyahatini anlattığı, Pupa Yelken isimli kitabını okumanızı gerçekten tavsiye ederim, aşağıda bir bölümünü paylaştığım ..  Bazıları nasıl da kalıpların dışına çıkıyorlar .. Sevgilerimle, Pınar

BU SEYAHATE NEDEN ÇIKTIM ?

Bir çok defalar kendi kendime sormuş, düşünmüşümdür. Neden ben de herkes gibi karada yaşayacağıma denize kaçmış, onun meşakatli, ama o nispette de çekici cazibesine kendimi kaptırmıştım…

Para neden bu kadar güçlü?

Son 500 yıldır para önce sikke sonra da kağıt oldu. Yirmibirinci yüzyıla girdiğimiz bu dönemde plastik şekline alan para, yakında tamamen ‘sanal’ olacak. Paranın en belirgin özelliği – tahıldan madeni paraya, kağıttan plastiğe geçildiğinden beri – aslında aldığı biçimin bir değeri olmaması. Altın ve gümüş bile sadece insanların onlara verdiği dünyevi değeri taşıyor. Buna rağmen, para kendi başına olağanüstü bir güce sahip. Elinizde 100 dolarlık bir banknot tuttuğunuz anda bu gücü hemen hissedersiniz.

Kanun Önünde - Franz Kafka

Kanun önünde bir kapıcı durmaktadır. Bu kapıcıya taşradan bir adam gelir, kanundan içeri girmek ister. Ama kapıcı, kendisini şimdilik içeri koyveremeyeceğini söyler. Adam düşünüp taşınır, ileride girip giremeyeceğini sorar: ‘Belki’, der kapıcı ‘ama şimdi giremezsin.’ Kapı her zamanki gibi açık durduğundan ve Kapıcı o sırada kenara çekildiğinden adam eğilir ve kapıdan içeri bakmak ister. Bunu fark eden Kapıcı gülerek der ki: ‘Madem bu kadar istiyorsun, olmaz dememe aldırma, bir dene bakalım. Ancak unutma ki, ben güçlü bir kapıcıyım ve kapıcıların da yalnızca en küçüğüyüm. Ama her salon başında bir başka kapıcı vardır, biri de ötekinden güçlüdür. Daha üçüncüsünü görmeye ben bile dayanamam.’

Dünya bir bilgisayar programı..ve hatta tek kişilik bir yazılım..

İstemeden İtelemeyelim
‘Bu dünya kuralları geldiğimiz yerlere benzemez..öyle serttir..öyle haşindir ki..ekmek bile aslanın midesinde..savaşacaksın..dövüşeceksin..kendini ezdirmeyeceksin..hakkını savunacaksın..burası cehennemin öbür adı..burada her şey parayla..insanlık yalan olmuş..kimsenin kimseye bir hayrı yok...hatta zararı bile var...bu dünyada bir şey elde etmek istiyorsan çabalayacaksın..çetin yollardan geçeceksin..yılmayacaksın..istediğine saldıracaksın..yorulmayacaksın hatta asla vazgeçmeyeceksin..dünya bu işte çocuğum..şevkat..sevgi..aşk..huzur..onlar buralara uğramaz..sen daha bu dünyada yenisin..bilmezsin..aman buraları geldiğimiz yerlerle karıştırma..üzerler seni burada..yok ederler..buranın kuralları ayrı..o senin dediklerin öbür tarafta...aman haaa!!’