Para neden bu kadar güçlü?

Son 500 yıldır para önce sikke sonra da kağıt oldu. Yirmibirinci yüzyıla girdiğimiz bu dönemde plastik şekline alan para, yakında tamamen ‘sanal’ olacak. Paranın en belirgin özelliği – tahıldan madeni paraya, kağıttan plastiğe geçildiğinden beri – aslında aldığı biçimin bir değeri olmaması. Altın ve gümüş bile sadece insanların onlara verdiği dünyevi değeri taşıyor. Buna rağmen, para kendi başına olağanüstü bir güce sahip. Elinizde 100 dolarlık bir banknot tuttuğunuz anda bu gücü hemen hissedersiniz.


Neden? Para neden bu kadar güçlü? Çünkü para enerjidir. Paranın enerjisi toplumun kolektif bilinci tarafından yönetilir. İnsanlar, Yaratan ile bağını zayıflattıkça dikkatlerini giderek paraya yöneltti; para kazanmak, para harcamak, para biriktirmek.

Para, ilahi Yaratan’a bağlı, onunla iletişim halinde ve onun bir ifadesi olmaktan uzaklaşmakla kalmadı, onun, yani Tanrı’nın, yerini aldı. Parayı Tanrı’ya ithaf etmek yerine paraya tapınmaya başladık.

Bunu nasıl değiştirebiliriz? Parayı kutsal haline nasıl döndürebiliriz ve böylece kendimizi onun bereketli akışına nasıl açabiliriz?

Öncelikle düşüncelerimizi nasıl ve nereye yoğunlaştırırsak, dikkatimizi neye yöneltirsek ve neye niyet edersek bunun gerçeğe dönüştüğünü anlamalıyız. Yani kuantum fiziği ilkelerini az çok bilmeliyiz.

Kuantum fiziğinin en basit açıklaması 20 yıl önce yapılan bir bilimsel gözleme dayanıyor. Bilim insanları kuark adı verilen atom altı parçacıklarının var olabileceğini düşünmeye başladılar ve varlığını kanıtlamak için atomları incelediler. Atomlarda daha önce kuarkların varlığına yönelik bir kanıt olamamasına rağmen, araştırmacılar kuark bulmak amacıyla baktıkları anda onların varlığını keşfettiler. Bilim insanları kuarkları ancak bir yerde onları bulmak amacıyla baktıklarında tespit ediyorlardı. ‘Neden?’ diye sordular. Kuarklar neden onları görmek istedikleri zaman var oluyordu? Önceleri niye göremiyorlardı?

Kuark olarak tanımlanan enerji parçalarının insan düşüncesine karşılık verdiği sonucuna vardılar. Buna dayanarak makro ve mikro kozmosu inceleyebiliriz. Makro kozmosa yani ‘büyük pencereden’ baktığımızda bazı bilim insanlarının neden kuantum fiziği nedeniyle spritüel kişiliklere dönüştüklerini anlayabiliriz. Düşüncenin enerji partiküllerinin varlığını ve niteliğini belirleyebileceği fikri aynı zamanda evren içindeki yüksek bir bilincin enerjiyi değişik yoğunluklar haline dönüştürebileceğini, yıldızları, galaksileri, gezegenleri ve diğer var olduğunu düşündüğümüz ‘şeyleri’ oluşturabileceğini akla getiriyor.

Aşağıya inip mikro kozmosu ele aldığımızda kendi dünyamızı, üzerindeki insanları, bitkileri ve hayvanları görürüz. Bütün bu enerji partiküllerini şekillendiren – suya, havaya, tahtaya, toprağa – dönüştüren bir zeka olmalı.

Metafizik öğretmeni ve zamanınn çok ötesinde bir insan olan Russel Schofield, fizik ile metafiziğin aslında bir olduğunun farkındaydı: ‘Düşünce enerjiyi şekillendirir ve enerji düşünceyi takip eder.’

Farklı bir bakışla makro kozmostan evrensel zekanın mikro kozmosuna geçtiğimizde insan zekasına ve onun enerji üzerindeki etkisine geliriz. Bu durumda şu soru ortaya çıkar: Kitlesel bilinç, bir topluluğun birleşik düşüncesi, yaratma yeteneğine sahip mi? Bence bu sorunun cevabı; ‘Evet’.

Beyzbol buna iyi bir örnektir. Beyzbol en sevilen Amerikan oyunlarından biridir. Yüzyıldan fazla bir süredir milyonlarca Amerikalı’nın gözlerini yaşartma gücüne sahip. Halbuki, dünyanın geri kalanı için beyzbol sıradan bir oyun, kimseyi duygulandırmıyor ya da annesinin elmalı turtasını hatırlatmıyor. Ama dünyanın pek çok ülkesinde futbol benzer duyguları tetikleme gücüne sahip.

Amerikalılar’ın beyzbol sevgisi ve diğer ülkelerin futbol sevgisi kitlesel bilinci gösteren iyi birer örnektir. Bu iki oyun, kitleler bütünleşip dikkatlerini onlar üzerine yoğunlaştırdıklarında sıradan olmaktan çıkar, o kültür için son derece önemli hale gelirler, hatta efsaneleşirler.

Kitlesel bilinç parayı da aynı şekilde yönlendirir. İnsanlar cüzdanlarındaki kağıt parçalarına yoğunlaşıp hep birlikte o kağıt parçaların para olduğuna inandıkları sürece onlar paradır. Aksi taktirde, o kağıtların bir gücü olamaz.

 

Yazan : Barebara Wilder, Money is Love kitabından